7392 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun İle Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun İle Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, 24 Mart 2022 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiş; 01 Nisan 2022 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yasalaşmıştır. Dünyada ve ülkemizde özellikle son yıllarda yaşanan gelişmelerin de etkisiyle ticaret hayatında da hızlı bir değişim ve gelişim yaşanmıştır. Bu kapsamda, 7392 sayılı Kanun’un asıl gerekçesinin, ticaretteki değişimin doğrudan tüketicilere yansıması dolayısıyla tüketicinin korunması mevzuatında değişiklik yapılması gerekliliği olduğu söylenebilir.

Tüketici kredilerinde yaptırılan sigortalardan, yenilenmiş ürünlerin satışında uygulanacak garanti süresine kadar geniş çapta düzenlemeler içeren 7392 sayılı Kanun’la (Bundan sonra “Kanun” olarak anılacaktır”) 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında yapılan değişikler şu şekildedir;

  • Kanunun birinci maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 19. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “kalan borcun en az onda” ibaresi “sözleşmede yer alan bedelin en az onda” şeklinde değiştirilmiş ve “taksidi veya” ibaresinden sonra gelen “kalan borcun” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. Bu kapsamda, taksitle satış sözleşmelerinde tüketicinin taksitleri ödemede temerrüde düşmesi durumunda, satıcı ve sağlayıcının, tüketiciden kalan borcun tümünü talep edebilmesi için fıkrada yer alan diğer şartların yanı sıra tüketicinin “kalan borcun onda birini ödememesi gerekliliği” yönündeki koşul, “sözleşmede yer alan bedelin en az onda birinin ödememesi” şeklinde değiştirilmiştir. Görüldüğü üzere düzenleme tüketicinin daha da lehine olacak şekilde değiştirilmiştir.

2) Kanunun ikinci maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 24. maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Cayma hakkı süresi içinde kredi borcunun tamamının erken ödenmesi hâlinde bildirim aranmaksızın bu madde hükümleri uygulanır.” Tüketicilerin cayma bildiriminde bulunmaksızın cayma süresi içerisinde kredi borcunun tamamını erken ödeyerek kapatmaları durumunda bankalar, kanunda cayma bildirimi zorunlu kılındığı için tahsis ücreti gibi aldıkları ücretlerin iadesini tüketiciye yapmamakta; bu durum ise tüketiciyi mağdur etmekteydi. Bu değişiklikle birlikte cayma bildirimi yapmaksızın, kredi borcunun tamamını cayma hakkı süresi içerisinde erken ödeyen tüketicilerin, cayma bildirimine gerek olmaksızın, cayma hakkını kullandıkları kabul edilerek iadesi gerekli ücretlerin tüketicilere iadesinin sağlanması amaçlanmıştır.

3) Kanunun üçüncü maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “oranında değişiklik yapılması hâlinde” ibaresi “oranının artırılması durumunda” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece belirsiz süreli kredi sözleşmelerinde faiz oranındaki azalma değil, ancak faiz oranının artırılması halinde kredi verenin, değişikliğin yürürlüğe girmesinden otuz gün önce, tüketiciye kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla yazılı olarak bildirilim yapması zorunluluğu olacak şekilde madde değiştirilmiştir. Bu sayede, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun sözleşme değişikliklerine ilişkin maddesiyle uygulama birliği sağlanmış;  faiz oranındaki indirimin tüketici lehine olması nedeniyle yürürlüğe girmesi için kredi veren tarafından tüketiciye otuz gün öncesinde bildirim yapılması şartı kaldırılmıştır.

4) Kanunun dördüncü maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 29. maddesinde kapsamlı bir değişikliğe gidilerek başlığıyla birlikte madde metni yeniden düzenlenmiştir. Yapılan değişikliğin kapsamının görülebilmesi adına maddenin mevcut hali ile değişikliğe ilişkin düzenlemeyi aşağıda paylaşmaktayız:

Mevcut Düzenleme:

Sigorta yaptırılması

MADDE 29- (1) Tüketicinin yazılı veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla açık talebi olmaksızın kredi ile ilgili sigorta yaptırılamaz. Tüketicinin sigorta yaptırmak istemesi hâlinde, istediği sigorta şirketinden sağladığı teminat, kredi veren tarafından kabul edilmek zorundadır. Bu sigortanın kredi konusuyla, meblağ sigortalarında kalan borç tutarıyla ve vadesiyle uyumlu olması gerekir.

7392 Sayılı Kanun İle Değiştirilen Madde:

 “Sigorta, yan finansal ürün ve hizmet sunumu

MADDE 29- (1) Tüketicinin yazılı veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla açık talebi olmaksızın kredi bağlantılı sigorta yaptırılamaz. Kredi veren, kredi bağlantılı sigorta içermeyen bir sözleşmeyi de tüketiciye teklif etmek koşuluyla kredi bağlantılı sigorta yaptırılmasını içeren bir kredi sözleşmesini tüketiciye sunabilir.

(2) Tüketicinin istediği sigorta şirketinden sağladığı teminat, kredi veren tarafından kabul edilmek zorundadır. Kredi bağlantılı sigortanın; kredi borcunun geri ödenme teminatını sağlama amacıyla, meblağ sigortalarında kalan borç tutarıyla ve vadesiyle uyumlu olması gerekir.

(3) Tüketici kredisi sözleşmesi, kredi ile ilgili olanlar hariç yan finansal ürün ve hizmetlerin satın alınması şartına bağlanamaz.”

İlk olarak değişiklik ile sigortacılık mevzuatı ile kavram birliğinin sağlanması amacıyla “kredi bağlantılı sigortakavramının kullanıldığı görülmektedir. Ayrıca değişlik ile düzenlemenin mevcut halinden farklı olarak, kredi verenler tarafından tüketiciye, kredi bağlantılı sigortanın kredi ile birlikte sunulabilmesi için sigortasız kredi seçeneğinin de sunulması zorunluluğu getirilmektedir. Ayrıca kredi bağlantılı sigortanın ancak kredi borcunun geri ödenmesinin teminatını sağlamak üzere kredi ile bir paket oluşturacak şekilde sunulabileceğine ilişkin tüketiciyi koruyucu bir sınırlama getirilmektedir. Maddenin üçüncü fıkrası ile de tüketici kredisi sözleşmesi kurulmasının kredi ile ilgili olanlar hariç olmak üzere yan finansal ürün ve hizmetlerin satın alınması şartına bağlanması yasaklanarak özellikle bankalar tarafından tüketicilere ihtiyaçları olmayan yan ürünlerin zorunlu olarak satılmasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır.

5) Kanunun beşinci maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 38. Maddesi de tıpkı yukarıda tüketicileri kredileri için detaylı şekilde açıklanan şekilde konut finansmanı sözleşmeleri açısından da kapsamlı bir şekilde değiştirilmiştir. Tüketici kredilerinde olduğu gibi konut finansmanı sözleşmelerinde de düzenlemenin mevcut halinden farklı olarak, konut finasmanı kuruluşları tarafından tüketiciye, kredi bağlantılı sigorta yaptırılmasını içeren bir konut finansmanı sözleşmesinin imzalatılabilmesi için tüketiciye kredi bağlantılı sigorta içermeyen bir sözleşmenin de teklif edilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Yine kredi sözleşmelerinde olduğu gibi, konut finansmanı sözleşmesinin, kredi ile ilgili olanlar hariç yan finansal ürün ve hizmetlerin satın alınması şartına bağlanamayacağı düzenlenmiştir.

6) Kanunun altınca maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin birinci fıkrası şu şekilde değiştirilmiştir: “(1) Ön ödemeli konutun sözleşmede taahhüt edilen süre içinde tüketiciye teslim edilmesi zorunludur. Bu süre her hâlükârda sözleşme tarihinden itibaren kırk sekiz ayı geçemez. Kat irtifakının tüketici adına tapu siciline tescil edilmesiyle birlikte zilyetliğin devri hâlinde de devir ve teslim yapılmış sayılır.” Bu haliyle büyük ölçekli ön ödemeli konut projelerinde inşaatın tamamlanması uzun sürdüğünden otuz altı ay olan azami teslim süresi kırk sekiz aya çıkarılmıştır.

7) Kanunun yedinci maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 48. Maddesinde birden fazla değişiklik yapılmıştır. İlk olarak 48. Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile başta mobilya olmak üzere niteliği itibarıyla farklılık arz edebilen ve tüketicilerin özel istek ve ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan malların tesliminin, tüketicinin bilgilendirilmesi ve onayı ile mesafeli satış sözleşmelerinde genel kural olan otuz günlük sürede ifa edilerek teslim yükümlülüğünden istisna tutulduğu görülmektedir.

Maddenin beşinci fıkrasında yapılan değişiklik ile aracı hizmet sağlayıcılara (Başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ve tüzel kişiler) mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak yönetmelikle belirlenen hususlara dair tüketicilerin bildirim ve taleplerini iletebilecekleri ve söz konusu hususları takip edebilecekleri kesintisiz bir sistem kurma yükümlülüğü getirilmektedir. Son olarak, mesafeli satış sözleşmelerinin büyük bir kısmının aracı hizmet sağlayıcı olarak faaliyet gösteren e-ticaret platformlarında gerçekleşmesi nedeniyle 48. Maddeye eklenen altıncı fıkra ile aracı hizmet sağlayıcılara çeşitli sorumluluklar yüklenmiştir. Maddeye eklenen altıncı fıkranın;

(a) bendi ile aracı hizmet sağlayıcıların aracılık ettikleri mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak satıcı veya sağlayıcı adına ve hesabına tüketicilere yaptıkları ön bilgilendirme, ön bilgilendirmenin teyidi ve onayına ilişkin işlemlerden, işlemi yapan olarak satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsil sorumlu oldukları,

(b) bendi ile tüketicinin bilgilendirilmesine ilişkin yönetmelikte düzenlenen ön bilgilendirmede bulunması zorunlu unsurlardaki eksikliklerin aracı hizmet sağlayıcıdan kaynaklanması durumunda sorumluluğun aracı hizmet sağlayıcıda olduğu,

(c) bendi ile mesafeli sözleşmelere ilişkin işlemlerin yapıldığı platformu kuran ve işleten olarak aracı hizmet sağlayıcıların aracılık edilen işlemlere ilişkin kayıtları tutma ve ilgililere verme yükümlülüğü altında oldukları,

(ç) bendi ile aracı hizmet sağlayıcıların, satıcı veya sağlayıcılar ile olan sözleşmelerine uymaması nedeni ile bu maddede yer alan düzenlemelere aykırılığa neden olmaları durumunda, aykırılık teşkil eden her bir işlemden sorumlu oldukları,

(d) bendi ile aracı hizmet sağlayıcıların; aracılık edilen mesafeli sözleşmelerin bedel tahsilatına da aracılık etmeleri durumunda, Kanunda düzenlenen ayıba ilişkin sorumluluk halleri ile teslim veya ifa sonrası bedelin satıcıya veya sağlayıcıya aktarıldığı durumlar dışında bedel kendilerinde kaldığı sürece teslim veya ifa ile cayma hakkının kullanımında satıcı veya sağlayıcı ile birlikte tüketicilere karşı müteselsil sorumlu oldukları,

(e) bendi ile aracı hizmet sağlayıcıların, satıcı veya sağlayıcı onayı olmaksızın düzenledikleri kampanya ve indirimler ile satıcı veya sağlayıcı adına kurulmasına aracılık ettikleri mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak; tedarik edememe, stok yetersizliği gibi nedenler ile sözleşme konusu mal ya da hizmetin hiç ya da gereği gibi teslim veya ifa edilememesine neden olmaları durumundan sorumlu oldukları,

(f) bendi ile teslim veya ifa zamanı gibi tüketicinin alışveriş tercihinde ve satın alma sonrasında fesih hakkının kullanımında önemli bir etkisi olan reklamlarında taahhüt edilen bilgilerin tüketiciye yapılan ön bilgilendirme ile uyumlu olması ve ispatına ilişkin sorumlu oldukları düzenlenmektedir.

Ek olarak maddenin yedinci fıkrası olarak yeniden düzenlenen eski altıncı fıkrada yapılan değişiklik ile mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcılarının sorumluluk ve yükümlülüklerinin yönetmelikle düzenlenebileceği hükme bağlanmıştır.

Görüldüğü üzere, değişiklik ile aracı hizmet sağlayıcılarına gerek KVKK gerekse de tüketicilerin aydınlatılması, tüketici hakları, aldatıcı tanıtım, reklam vs. yönünden birçok yükümlülük yüklenerek, uygulamada aracı hizmet sağlayıcıların sorumluluklarına ilişkin boşluk büyük ölçüde tüketici yönünden giderilmiştir.

8) Kanunun sekizinci maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 50. maddesinde birden fazla değişiklik yapılmıştır. Bu kapsamda, ilk olarak maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, devre tatil sözleşmelerinin kapsamı ve düzenlenme usul ve esaslarının açıklığa kavuşturulması amaçlanmaktadır. “Devre tatil sözleşmeleri ile sağlanan hakkın şahsi veya ayni bir hak olması ya da devre tatil satışının finansal kiralama ile yapılması bu maddenin uygulanmasını engellemez.” şeklinde düzenleme metne eklenerek, hangi yolla olursa olsun devre tatil sözleşmesinin yapılması halinde, Kanun’un devre tatile ilişkin hükümlerinin uygulanacağı düzenlenerek, hükmün dolanılmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır.

Bununla birlikte tüketicilerin haklarının daha kapsamlı bir biçimde korunabilmesi amacıyla Kat Mülkiyeti Kanununda belirtilen usul ve esaslar kapsamında devre mülk sözleşmesi hariç tüketicilerle mülkiyet payına bağlı ayni hak sağlayan devre tatil sözleşmesi kurulamayacağı düzenlenmiştir.

 Öte yandan ortaklık veya üyelik (kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği) suretiyle devre tatil hakkının tanınması yasaklanmış ve devre tatile konu mal üzerinde yalnızca ayni hak sahibinin devre tatil satışı yapacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Bu sayede tüketicilerin yaşadıkları mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

Altınca fıkrada yapılan değişiklik ile ise ayni hakkı konu alan devre tatil sözleşmeleri de cayma süresi içinde tüketiciden ödeme veya borçlandırıcı belge alma yasağı kapsamına sokularak tüketicinin devre tatil sözleşmesinden cayması kolaylaştırılmıştır.

Sekizinci fıkrada getirilen düzenleme ile yıllardır yaşanan mağduriyetlerin önüne geçilmesi amacıyla ön ödemeli usulle devre mülk ve şahsi hakka konu devre tatil satışı yapılması tamamen yasaklanmıştır.

Dokuzuncu fıkrada getirilen düzenleme ile periyodik bakımları, onarımları aksatılan işletmeler nedeniyle tüketicinin uzun yıllar ayıp hizmet almaya mahkûm edilmesinin engellenmesi amacıyla şahsi hakkı konu edinen devre tatil sözleşmelerinin en çok on yıllık bir süre için akdedilebileceği hükme bağlanmıştır.

Son olarak onuncu fıkrada yapılan düzenleme ile şahsi hakkı konu edinen devre tatil sözleşmesinden kaynaklanan tatil hakkını belirli bir dönem için kullanmayacağını tatil hakkının başlayacağı günden en az doksan gün önce sağlayıcıya bildiren tüketicilerden, o dönem için herhangi bir isim altında aidat veya benzeri bir ücret veya bedel talep edilmesi yasaklanmaktadır.

Ek olarak, 7392 sayılı Kanunun 18. maddesi ile 8. maddesi ile Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca devre mülk hakkının kullanımının on beş günden az süreli olmayacağına ilişkin düzenleme yedi güne düşürülmüştür.

9) Kanunun dokuzuncu maddesi ile yenilenmiş ürünlere ilişkin yeni bir madde olan 57/A maddesi 6502 sayılı Kanuna eklenmiştir. Hem ekolojik dengesi hem de dış ticaret ve arz talep dengesi bakımından, yenilenmiş ürünlere ilişkin tüketicinin korunması için kanuna eklenen düzenlemenin sürdürülebilirliğe katkı sağlaması amaçlanmaktadır. Maddenin birinci fıkrasında;” Yenilenmiş ürünler; donanım, yazılım veya fiziki özelliklerinde iyileştirme yapılarak tekrar satışa sunulan kullanılmış mallardır.” şeklinde  yenilenmiş ürünün tanımı yapılırken ikinci fıkrada satıcılara, yenilenmiş ürünler için en az bir yıl garanti verme yükümlülüğü yüklenmiştir. Ayrıca, bazı mallar için garanti şartlarının kilometre, saat gibi ölçü birimleri ile belirlenebilmesine ilişkin Ticaret Bakanlığına yetki verilmektedir. Üçüncü fıkrada bazı ürünlerin güvenli alışverişin sağlanması için Ticaret Bakanlığınca belirlenen ve yetkilendirilen yenileme merkezlerinde yenilenmesi şartı getirilmekte ve dördüncü fıkrada da yenileme merkezlerine Bakanlıktan yetki belgesi alma zorunluluğu getirilmektedir. Son olarak beşinci fıkrada ise yenileme işlemi yapılacak kullanılmış cep telefonu gibi ürünlerin Merkezi Cihaz Kayıt Sistemine kayıtlı ve kullanılmış olup olmadığının tespitine ilişkin Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslara göre Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu kayıtlarından doğrulama yapılmasına yönelik düzenleme yer almaktadır.

10) Kanunun onuncu maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 58. maddesinde birden fazla değişiklik yapılmıştır. Maddenin ikinci fıkrasına eklenen ibare ile tüketicilerin, firmaların doğru ve güncel yetkili servis istasyonu bilgilerine ulaşabilmeleri, herhangi bir aldatıcı uygulama nedeniyle mağdur olmamaları amacıyla üretici ve ithalatçılara, tüm yetkili servis istasyonlarına ilişkin bilgilerini Ticaret Bakanlığınca kurulan sisteme kaydetme zorunluluğu getirilmektedir. Beşinci fıkraya eklenen cümle ile yetkili servis istasyonları dışında tüketicilere hizmet sunan özel servis istasyonlarının yetkili servis istasyonu algısı oluşturacak şekilde hizmet vermesinin önlenmesini teminen özel servis istasyonlarına servis fişi, tabela ve broşür gibi her türlü tanıtım ve faaliyetlerinde "özel servis" ibaresi kullanma zorunluluğu getirilmektedir. Yedinci fıkrada yapılan değişiklik ile tüketicilere, üretici ve ithalatçılardan Bakanlıkça belirlenen kullanım ömrü süresince mala ilişkin satış sonrası hizmetin sağlanmaması durumunda zararın tazminini talep etme hakkı getirilmektedir.

11) Kanunun on birinci maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yapılan değişiklikle Reklam Kurulu Başkanının toplantıya katılamadığı hallerde ilgili genel müdür yardımcısının Kurula başkanlık yapacağı hüküm altına alınmaktadır

12) Kanunun on ikinci maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 66. maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapılarak Ticaret Bakanlığına tüketici hakem heyetlerini oluşturmanın yanı sıra bunların yetki alanları ile iş bölümünü belirlemeye yönelik yetki verilmektedir.

13) Kanunun on üçüncü maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 68. maddesinde yer alan tüketici hakem heyetlerine yapılacak başvuruların parasal sınırları değiştirilmiştir. Bu kapsamda 2022 yılı itibariyle, otuz bin (30.000,00) Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur.

Ayrıca, üçüncü fıkrada yapılan değişiklikle, tüketicinin yerleşim yeri veya tüketici işleminin yapıldığı yerde tüketici hakem heyetinin bulunmaması halinde tüketicinin herhangi bir hak kaybına uğramadan o yer kaymakamlıklarına başvuru yapılabilmesine imkân sağlanmaktadır. Yapılan bu başvurular, kaymakamlıklarca gereği yapılmak üzere yetkili tüketici hakem heyetine iletilecektir.

14) Kanunun on dördüncü maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 70. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılacak itirazlarda tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesi ile birlikte tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili kılınmaktadır. Böylece itiraz sürecinde tüketicilerin tüketici mahkemesine erişiminin kolaylaştırılması amaçlanmaktadır.

15) Kanunun on beşince maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 77. Maddesinde yapılan değişikliklerle öngörülmüş idari para cezaları yeniden düzenlenmiştir.

16) Kanunun on altıncı maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 78. maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapılarak 77. Maddede düzenlenen bazı idari yaptırım kararlarının verilmesine ilişkin yetki, Reklam Kurulu ve Bakanlık arasında dağıtılmıştır.

17) Kanunun on yedinci maddesi ile uygulamada yaşanabilecek tereddütlerin giderilmesi için 6502 sayılı Kanununa geçici madde eklenmiştir. Bu kapsamda, Geçici Madde-3’ün birinci fıkrası uyarınca, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki tüketici işlemleri, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıkları ve sonuçları hakkında bu işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise kural olarak o kanun hükümleri uygulanacaktır. Ancak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten (yayım tarihinden altı ay sonra) önce kurulan ve halen geçerli olan belirsiz süreli tüketici sözleşmelerinin yeni yapılan değişikliklerle getirilen kurallara aykırı hükümleri bu maddenin yürürlük tarihinden (yayım tarihinden altı ay sonra) itibaren uygulanmayacaktır.

Geçici Madde-3’ün ikinci fıkrası uyarınca bu maddenin yayım tarihi itibarıyla yapı ruhsatı alınmış olan devre tatile konu taşınmazlarda, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren beş yıl boyunca ön ödemeli usulle satış da dâhil olmak üzere devre mülk, mülkiyet payına bağlı ayni hak sağlayan devre tatil veya şahsi hak sağlayan devre tatil satışı yapılabilecektir. Ek olarak aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca da bu maddenin yayımı tarihinden önce kurulan devre tatil sözleşmeleri ve ikinci fıkra kapsamında kurulan sözleşmeler hakkında idari para cezası hükümleri de dâhil olmak üzere bu maddenin yayımı tarihinden önceki Kanun hükümleri ile birlikte bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilen 50. maddenin onuncu fıkrası hükmü uygulanacaktır.

Son olarak dördüncü fıkra uyarınca da 66, 68 ve 73. maddeler gereğince tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurular ile mahkemelerde açılmış olan davalar için söz konusu başvuruların yapıldığı ve davaların açıldığı tarihte yürürlükte bulunan görev ve yetkiye ilişkin hükümler uygulanacaktır.

18) Kanunun 19. Maddesi kapsamında, devre tatil sözleşmelerine ilişkin değişiklikler öngören Kanunun 8. Maddesi, Kanunun 15. maddesi ile değiştirilen 6502 sayılı Kanunun 77. maddesinin dördüncü fıkrasındaki ceza hükümleri 17. maddesiyle 6502 sayılı Kanuna eklenen yukarıda belirtilen geçici 3. maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları ve 18. maddesi yayımı tarihinde; diğer hükümleri ise yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girecektir.

Saygılarımızla,

Tunca Avukatlık Ortaklığı

 

 

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Tunca Avukatlık Ortaklığı'nın yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Tunca Avukatlık Ortaklığı'nın yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

YAZARLAR
Ara
Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Çerezleri nasıl kullandığımız, sildiğimiz ve engellediğimiz ile ilgili detaylı bilgi için lütfen Çerezler (Cookies) sayfasını okuyunuz.Kabul Et ve Kapat