Yabancı Para İpoteği

GİRİŞ

Taşınmaz rehninin bir türü olan ipotek hakkı, mevcut veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan bir alacağı güvence altına alan, alacak vaktinde ödenmediği taktirde alacaklıya ipotekli taşınmazın satış bedelinden alacağını elde etme olanağını veren, alacağa bağlı (fer'i), sınırlı bir ayni haktır.

Türk Medeni Kanunu’na göre genel kural, ipoteğin Türk Lirası gösterilerek kurulmasıdır. İpoteğin Türk lirası gösterilerek kurulması bir geçerlilik şartıdır.

Bu kurala 1991 yılında ticari hayatın gerekleri ve ticaret hayatının aktörlerinin istekleri doğrultusunda bir istisna getirilmiş ve bazı koşullarla yabancı para ile ipotek tesis edilebileceği kabul edilmiştir.

Yeni Türk Medeni Kanunu ile beraber yabancı para ipoteğinin kapsamının genişletildiği ve bu kapsama dövize endeksli Türk Lirası kredilerin de ilave edildiği görülmektedir[1].

İşbu çalışma kapsamında ticari hayatta önemli bir yeri bulunan kredi kuruluşlarının müşterilerine yabancı para üzerinden veya yabancı para ölçüsüyle verdikleri kredilerin 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’da düzenlenen taşınmaz rehni ile güvence altına alması incelenecektir.

A.GENEL OLARAK TAŞINMAZ REHNİ KAVRAMI

I. Kavram Olarak

Taşınmaz rehni, alacaklının alacağını teminat altına almak için bir taşınmaz üzerinde kurulan ve söz konusu alacağın ödenmemesi halinde alacaklıya (rehin hakkı sahibine) taşınmazı devletin yetkili organları aracılığıyla paraya çevirterek, satış bedeli üzerinden alacağını öncelikle elde etmek yetkisi veren bir sınırlı ayni haktır[2].

II. Taşınmaz Rehninin Fonksiyonları

Bir ayni teminat olarak taşınmaz rehni, alacak zamanında ödenmediği takdirde rehin konusu taşınmazı sattırarak satım bedelinden alacağın tahsil edilmesini sağlamaktadır. Taşınmaz rehninin bu işlevine teminat fonksiyonu denilmektedir[3].

Taşınmaz rehninin asli fonksiyonu olan bir alacağa teminat oluşturma işlevi dışında, taşınmazın değerini harekete geçirmek, diğer bir ifade ile taşınmazın değerini tedavül ettirmek fonksiyonu da bulunmaktadır[4].

III. Taşınmaz Rehninin Hukukî Niteliği

Taşınmaz rehni, Medeni Kanun’un dördüncü kitabının “Sınırlı ayni haklar” başlıklı ikinci kısmının ikinci bölümünde düzenlenmiştir. Buradan da anlaşılabileceği üzere, taşınmaz rehni bir sınırlı ayni haktır. Sınırlı ayni hak olması dolayısıyla mutlak haklar kategorisi içerisinde yer almakta olup, hak sahibine eşya üzerinde doğrudan hakimiyet sağlamakta ve taşınmazın maliki başta olmak üzere herkese karşı ileri sürülebilmektedir[5].

Taşınmaz rehninin eşya üzerinde sağladığı doğrudan doğruya hakimiyet, rehin hakkı sahibinin, taşınmaz malikinin aracılığına ihtiyaç olmadan taşınmazın paraya çevrilmesini isteme yetkisinde kendini gösterir[6]. Herkese karşı ileri sürülebilirlik ise, üzerinde rehin kurulan taşınmazın başkasına devredilmesini önlemesi bakımından değil, devredilen taşınmazın rehinle yüklü olarak iktisap edilmesinde kendini gösterir[7].

IV. Taşınmaz Rehninin Türleri

            Taşınmaz rehni açısından sınırlı sayı ilkesi (numerus clausus) geçerlidir. Bu hüküm kamu düzenini ilgilendirmekte olup, tip serbestisi anlamında sözleşme serbestisi söz konusu değildir. Bu nedenle Kanun’da belirtilen türler dışında taşınmaz rehni kurulması mümkün değildir, bu yönde bir sözleşme söz konusu ise bu sözleşmeler geçersiz olacaktır[8].

            Medeni Kanun’un ‘Taşınmaz Rehninin Türleri’ kenar başıklı 850’nci maddesinde göre, “Taşınmaz rehni, ancak ipotek, ipotekli borç senedi veya irat senedi şeklinde kurulabilir.”.

B. GENEL OLARAK İPOTEK KAVRAMI

I. Genel Olarak

            İpotek, bir alacağı teminat altına alan, alacak zamanında ifa edilmediği takdirde sahibine ipotek konusu taşınmazı devletin yetkili organları vasıtasıyla sattırarak, satım bedelinden alacağını öncelikle alma yetkisi veren alacağa bağlı, bir sınırlı ayni haktır[9].

            İpotek, diğer taşınmaz rehni türlerine nazaran bir alacağı teminat altına almak için en sık başvurulan taşınmaz rehni türüdür. Taşınmaz rehni türü olarak ipoteğin temel görevi, belirli bir alacağa teminat oluşturmaktır. İpoteğin taşınmazın değerini tedavül ettirme fonksiyonu bulunmamaktadır.

            İpotek, alacaklının alacağını teminat altına alan, alacağa bağlı fer’i bir haktır[10]. Geçerli bir alacak yoksa ipotek için tapu siciline yapılan tescil de yolsuzdur[11]. İpoteğin fer’i bir hak olmasının bir diğer sonucu, asıl alacağın sona ermesi halinde ipoteğin de kendiliğinden sona ermesidir. İpoteğin bir diğer özelliği ise, borçlunun ipotekle teminat altına alınan alacaktan dolayı kişisel sorumluluğunun devam etmesidir[12].

II. İpotek Hakkının Kurulması

İpotek hakkı, bu hakkın kurulmasına ilişkin resmî şekilde düzenlenmiş sözleşme ve bu sözleşme uyarınca, taşınmazın malikinin yazılı talebi üzerine, tapu siciline yapılacak tescil ile tesis edilir (MK. md. 856; 1013;  1021; 1022). İpotek sözleşmesi, resmî şekilde (Tapu Kanunu md. 26 da öngörüldüğü üzere) tapu memuru tarafından düzenlenir.

III. İpotek Hakkına Konu Olabilecek Taşınmazlar

  1. İpotek hakkına, sadece, özel hukuk hükümlerine tabi olan ve tapu sicilinde kayıtlı bulunan taşınmazlar konu olabilir (MK. md. 853).
  2. İpotek hakkına konu olabilecek taşınmazlar (MK. md. 704 ve 998 uyarınca),

1) Arazi, 2) Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ve 3) Mülkiyeti kat mülkiyetine çevrilmiş taşınmazlarda, kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümlerdir.

Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilebilecek bağımsız ve sürekli haklardan amaç, bir taşınmaz veya sadece belirli bir kişi yararına kurulmamış olan, bu sürede devredilebilen ve süresiz veya en az otuz yıl süreli olarak tesis edilmiş bulunan (MK. md.998) kişiye bağlı irtifak haklarıdır. Medeni Kanunumuzda, bağımsız ve sürekli bir nitelik taşıyorsa, hak sahibinin talebi üzerine tapu sicilinde ayrı bir sahifeye "taşınmaz" olarak kaydedilebilecek irtifak hakları olarak, "üst hakkı" (MK. md.826 vd.) ve "kaynak hakkı" (MK. md. 837) düzenlenmiştir.

  1. İpotek hakkı, tapu kütüğünde ayrı bir sahife işgal eden taşınmazın tamamı üzerinde kurulabilir. Bir arazinin büyüklüğü ve değeri ne olursa olsun, belli bir parçası üzerinde (o parça, tapu siciline ayrı bir taşınmaz olarak kaydedilmedikçe) ipotek tesis edilemez (MK. md. 854/2).
  2. Paylı (müşterek) mülkiyet söz konusuysa, paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yetkilerine sahiptir. Böylece, paydaşlar kendi paylarını ipotek edebilirler (MK. md. 688/3; 857/1).

Doğaldır ki, belli bir pay üzerinde daha önce ipotek hakkı kurulmuşsa, paydaşlar malın tamamını rehnedemezler (MK. md. 857/2). Elbirliğiyle (iştirak halinde) mülkiyet durumunda, ortakların belirlenmiş bir payı olmadığından, elbirliğiyle mülkiyete konu taşınmaz, ancak bütün olarak ve maliklerin tamamı adına, tamamının onayıyla (talebiyle) ipotek edilebilir (MK. md. 858/3).

IV. İpotek Hakkına Konu Olacak Taşınmazın Belirli Olması

  1. İpotek hakkı,  tapu   sicilinde   kayıtlı,   belli  bir  taşınmaz  üzerinde kurulabilir (MK. md. 854/1). İpotek hakkıyla kayıtlanacak taşınmazın borçluya ait olması gerekmez.
  2. Birden çok taşınmazın ayni alacak için güvence oluşturması, ipotek edilmesi isteniyorsa, ipotek hakkı, ilke olarak, her taşınmaz, alacağın belli bir miktarını garanti edecek şekilde tesis edilir. İpotek kurulurken, bu miktar belirtilmemişse, tapu idaresi, re'sen, güvenceyi taşınmazların her birine değeri oranında dağıtır. (MK. md. 855).
  3. Birden çok taşınmazın, güvence bölünmesi yapılmaksızın, ayni alacağın tamamını garanti edecek şekilde ipotek hakkıyla kayıtlanması, İstisnai olarak, ancak taşınmazların tamamının  ayni malike  ait olması  veya borçtan müteselsilen sorumlu olanların mülkiyetinde bulunması halinde mümkündür. (MK. md. 855/1).

V. İpotek Hakkının, İlke Olarak, Türk Parası Üzerinden Kurulabilmesi

İpotek hakkı, eski Medeni Kanunumuza 14.11.1990 tarih ve 3678 sayılı Kanunla eklenen madde 766a'ya kadar, taşınmazın güvence oluşturacağı alacak miktarı "Türk parasıyla gösterilmek" kaydıyla tesis olunabiliyordu. Bir "yabancı para borcu" söz konusu olsa dahi, yabancı para üzerinden ipotek hakkı tesis etmek mümkün değildi.

1990'da Medeni Kanunumuza eklenen md. 766/a ile, istisnai olarak "vadesi beş yıl ve daha fazla olan dış kaynaklı krediler için" yabancı para üzerinden taşınmaz rehni kurulabileceği kabul edildi.

l Ocak 2002'de yürürlüğe giren yeni Medeni Kanunumuzda da, taşınmaz rehninin "Türk parası üzerinden kurulacağı" ana ilkesi korunmakla birlikte (MK. md. 851/1), aşağıda ayrıntılarıyla inceleyeceğimiz üzere, yabancı para üzerinden taşınmaz rehni kurabilme olanağı (önceki madde 766a'ya göre ciddi ölçüde genişletilerek) benimsendi (MK. md. 851/2-4).

VI. İpotek Türleri

MK 851/1’inci[13] maddesinde ipoteğin belli bir alacak için kurulacağı (anapara ipoteği), alacağın miktarının belli olmaması halinde ise üst sınır ipoteği alınacağı hükme bağlanmaktadır.

1.Anapara İpoteği

İpoteğin kurulduğu esnada, ipotekle teminat altına alınmak istenen alacağın miktar itibariyle belirli olması halinde kurulan ipoteğe, anapara ipoteği denir. Anapara ipoteği kural olarak, mevcut ve miktarı belirli alacakları teminat altına almak için kurulmaktadır. Bu tür ipotekte, taşınmazla teminat altına alınmak istenen ve kesin olarak belirlenmiş m olan alacak miktarı tapu kütüğüne tescil edilir.

Anapara ipoteği ile, anaparanın yanında, takip giderleri, gecikme faizi, iflasın açıldığı veya rehnin paraya çevrilmesinin istendiği tarihe kadar muaccel olmuş üç yıllık faiz ile son vadeden başlayarak işleyen faiz güvence altına alınmış olacaktır. (MK. md. 875).   

Anapara ipoteği, banka uygulamasında sadece nakdi kredilerde - karz akdi şeklindeki kısa, orta ve uzun vadeli krediler- söz konusu olmaktadır[14].

Anapara ipoteğinin avantajı; akit tablosunda borç ikrarı bulunduğundan ipoteğin paraya çevrilmesi halinde borçluya, taşınmazın üçüncü kişiye ait olması halinde üçüncü kişiye icra emri gönderilmesidir. Ayrıca anapara ipoteğinde, Türk Lirası ile gösterilen meblağ anaparayı ifade etmekte, banka buna ilave olarak akdi faizleri, temerrüt faizlerini ve masrafları talep edebilmektedir. Buna karşılık; anapara ipoteği belli bir alacağı güvence altına aldığından müşterinin bankaya karşı olan diğer alacaklarının güvencesini oluşturmamakta; borç ödendiği zaman, Tapuda gözükse da sona ermektedir[15].

2. Üst Sınır İpoteği

İpoteğin, ileride doğması muhtemel veya kesin bir alacağı güvence altına alması için kurulması durumunda, güvence altına alınmak istenen alacak miktarı belirli değilse, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde ipotek kurulur ve bu tür ipoteğe üst sınır ipoteği denir[16].

İpoteğin tesisi anında alacağın miktarının belirli olmaması veya değişkenlik göstermesi halinde, üst sınır ipoteği kurma yoluna başvurulur. Miktar olarak belirli olmamakla birlikte doğma ihtimali bulunan tazminat alacakları, cari hesaptan doğan bakiye alacakları ve şarta bağlı alacaklar üst sınır ipoteği ile teminat altına alınabilirler[17].

Üst sınır ipoteği ile, doğmuş ve doğacak tüm alacaklar güvence altına alınabilir. İpotekle sağlanacak güvencenin üst sınırı, taraflarca, ipotek kurulurken resmî sözleşmede belirlenir ve tapu sicilinde (kütükte) gösterilir. Üst sınır ipoteğinde, anapara ipoteğinden farklı olarak, alacaklının bütün istemleri (anapara, temerrüt faizi, akdi faiz, takip giderleri) bu üst sının aşmayacak bir şekilde güvence altına alınmış olur (MK. md. 851/1).

Banka uygulamasında, cari hesap şeklinde çalışan kredilerde, teminat mektubu, kefalet gibi olası bir riskin garanti edildiği gayrinakdi kredilerde, bankanın muhtemel alacağı üst sınır ipoteği ile garanti edilmektedir. Zira, bu durumlarda belli bir alacak olmadığı için "anapara ipoteği" kurulması olanağı yoktur. Cari hesap şeklinde çalışan kredilerde, Ticaret Kanunu Kan. md. 95'de belirtildiği üzere, "Cari hesabın kesilmesinden önce, taraflardan hiçbiri alacaklı veya borçlu sayılmaz. Tarafların hukukî durumunu ancak sözleşmenin sonunda hesabın kesilmesi belirler"[18].

VII. İpotekte Sabit Dereceler İlkesi

Taşınmaz rehnine ilişkin olarak Türk hukukunda "sabit dereceler sistemi" kabul edilmiştir (MK. md. 870 vd.). Bu sistemde, ipotek, belli-sabit bir derece işgal ederek kurulur ve bulunduğu derecenin ifade ettiği güçle, o derecenin miktar ve sırasıyla alacağı garanti eder. (MK. md. 870/1). İpotek hakları, kendi aralarında, kuruldukları tarihe göre değil, bulundukları dereceye göre öncelik (sıra) alırlar.

Birden çok ipotek hakkı tesis edilmişse, derecelerin büyüklüğünün (ipotek ile güvence altına alınan miktarın) eşit olması gerekmez. İpotek kurulurken, işgal edeceği derecenin büyüklüğünü taraflar belirler. Ancak, ipotek bir defa kurulunca, kurulduğu derece sabitleşir. Sabitleşen derece, daha sonraki derecelerde bulunan ipotekli alacakların rızası olmaksızın büyütülemez.

Taşınmaz birden çok ipotek hakkıyla kayıtlanmışsa ve daha sonra ipotek haklarından biri terkin edilmişse, ilke olarak, (serbest dereceden istifade hakkına ilişkin kurallar saklı kalmak üzere) sonraki sırada yer alan ipotekli alacaklı, boşalan dereceye geçmez (MK. md. 871/1). Malik, boşalan derecede, o derecenin miktarıyla sınırlı olarak, yeni bir ipotek hakkı tesis edebilir. (MK. md.871/2).

Taşınmazın maliki, önceki bir dereceyi (miktarını tapu sicilinde belirterek) boş bırakıp, daha sonraki bir derecede ipotek tesis edebilir. (MK. md. 870/2). Örneğin, 1. derece 800 milyar TL için boş bırakılıp, 2. derecede 200 milyar TL’lik bir ipotek hakkı kurulabilir. Bu durumda, malik, daha sonra 800 milyar TL'nı aşmamak kaydıyla, boş bulunan 1. derecede ipotek hakkı tesis edebilir[19].

Sonraki sıradaki ipoteğin, boşalan dereceye geçmeyeceği kuralının istisnası, boş dereceye geçme hakkıdır. Serbest dereceden istifade hakkı tüm ipotek akit tablolarında yer aldığından, öndeki derece boşalınca sırayla arkadan gelen ipoteklerle doldurulmaktadır. Yeni Medeni Kanunda (Md.871) serbest dereceden istifade hakkının geçerlilik şartı olarak, resmî şekilde yapılması, aynı etki sağlaması için tapu kütüğüne şerh verilmesi öngörülmüştür. Eski Medeni Kanunda (Md.786), serbest dereceden istifade hakkının muteber olması, Tapu Siciline şerh etmeye bağlı iken; yeni düzenlemede resmî şekilde yapılması halinde serbest dereceden istifade anlaşmasının geçerli olduğu, sadece aynî etki sağlaması için şerhin gerektiği belirtilmiştir. Uygulamada esasen, serbest dereceden istifade hakkı, ipotek akit tablosunda yer aldığından, resmî şekle uyulmuş olmaktadır. Bu durumda, serbest dereceden istifada hakkı varsa, bu hak şerh edilmemiş olsa bile, öndeki derecenin boşalması halinde ipotek üst dereceye geçecek, malik bu hakka rağmen boş derecede ipotek tesis ederse, şerh olmadığından kurulan ipotek geçerli olacak, buna karşılık serbest dereceden istifade hakkı olan ipotekli alacaklı taşınmaz malikinden bu yüzden doğan zararını isteyebilecektir[20].

Borç zamanında ödenmediği taktirde, ipotekli taşınmaz paraya çevrilecek ve alacaklılar, satış bedelinden alacaklarını sıralarına göre elde edeceklerdir. (MK. md. 873/1, 874/1). Alacaklıların sıraları, ipotek derecesine göre belirlenecektir. İpoteğin tesis tarihi sıranın belirlenmesinde dikkate alınmayacaktır. 1. derecedeki ipotekli alacağını elde ettikten sonra, şans bedelinden arta kalan kısmı yettiği ölçüde 2. 3. ve diğer derecelerdeki alacaklılara tahsis edilecektir[21]. Medeni Kanunumuzun 874/2. maddesine göre ise, "Aynı sırada olan alacaklılar arasında o sıraya düşen satış bedeli alacakları oranında dağıtılır".

C.  YABANCI PARA İPOTEĞİ

I. Genel Olarak

Aslında, Türk Hukukunda her türlü alacak bir taşınmaz rehni ile güvence altına alınabilir. Ancak, taşınmaz rehnine egemen olan belirlilik ilkesi gereğince, kanun koyucu eski Medenî Kanunun 766. maddesinde olduğu gibi, yeni Medenî Kanunun 851. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde de, taşınmaz rehninin kurulmasında güvence altına alman alacağın, tapu kütüğünde Türk parası ile ifade edilen bir para alacağı şeklinde gösterilmesini şart koşmuştur. Bununla beraber, taşınmaz rehninin ancak Türk parası üzerinden kurulabileceğine ilişkin kural, eski Medenî Kanun bakımından olduğu gibi, yeni Medenî Kanun bakımından da kesin bir kural değildir[22].

Yasa koyucuyu, ipoteğin, belli hallerde, istisnai olarak yabancı para üzerinden de tesis edilebilmesini kabule yönelten temel neden, yüksek ve sürekli enflasyon, diğer bir ifadeyle para değerindeki düşüş olmuştur. Yabancı para kredilerinde, özellikle uzun vadeli kredilerde, krediden ve faizinden doğan alacak miktarının Türk parasıyla belirlenerek güvence alana alınması, ipotek kurulurken çok yüksek bir miktarının tapu sicilinde gösterilmesini gerektirmiştir. Bu durum, borçlunun ödeyeceği vergi ve harçların büyük meblağlara ulaşmasına ve buna yönelik yakınmalara yol açmıştır[23].

Bu etkiler altında, daha önce belirttiğimiz üzere, Medeni Kanunumuza 14.1.1990 tarihli yasayla 766/a maddesi eklenmiş "vadesi 5 yıl ve daha fazla olan dış kaynaklı krediler için" yabancı para üzerinden rehin hakkı tesisi kabul edilmiştir. Daha sonra bu olanak, l Ocak 2002'de yürürlüğe giren MK. md. 851 ile, kapsamı daha da genişletilerek sürdürülmüştür.

Böylece, yabancı para üzerinden ipotek tesis edilebilmesi için üç temel şartın varlığına ihtiyaç vardır: 1) Bir "kredi" verilmelidir. 2) Kredi yabancı para üzerinden veya yabancı para ölçüsüyle verilmiş olmalıdır. 3) Kredi yurt içinde veya dışında faaliyette bulunan bir kredi kuruluşunca verilmelidir[24].

II. Yabancı Para Üzerinden Taşınmaz Rehni Kurulabilmesinin Şartları

1.Kredinin Varlığı

Medenî Kanunun 851. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde, taşınmaz rehninin bir "alacak" için kurulabileceği hükme bağlanırken, 851. maddenin 2. fıkrasının 1. cümlesinde, yabancı para üzerinden kurulan taşınmaz rehninin herhangi bir alacağı değil, belirli özellikleri bulunan bir krediyi güvence altına alacağı belirtilmektedir. Ancak, söz konusu hükümde, taşınmaz rehniyle güvence altına alınacak olan kredilerin, vadesi, türü ve konusu açısından bir kısıtlama bulunmamaktadır[25]. Bankacılık uygulamasında başlıca krediler nakdi ve gayrinakdi kredilerdir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 4 Haziran 2002 tarihli Genelgesinde, "kredi" kavramının belirlenmesi açısından (4672 sayılı Kanunla değişik) 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 11. maddesine atıfta bulunulmuştur. Bankalar Kanunu'nun 11/1 maddesine göre:

"Bir bankanın vereceği nakdi krediler ile teminat mektupları, kefaletler, aval, ciro ve kabuller gibi gayrinakdi krediler, satın alacağı tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, tevdiatta bulunmak suretiyle yada herhangi bir şekil ve surette vereceği ödünçler, varlıkların vadeli satışından doğan alacaklar, vadesi geçmiş nakdi krediler, gayrinakdi kredilerin nakde tahvil olan bedelleri, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler ve ortaklık payları izlendikleri hesaba bakılmaksızın bu Kanun uygulamasında kredi sayılır".

2. Kredinin Yabancı Para Üzerinden veya Yabancı Para Ölçüsüyle Verilmesi

Medenî Kanun'un 851. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesine göre, yabancı para üzerinden kurulan taşınmaz rehni ile ancak yabancı para üzerinden veya yabancı para ölçüsüyle verilen krediler güvence altına alınabilir. Buna karşılık, "yabancı para ölçüsü ile verilen kredi", yabancı paraya endeksli, Türk parasıyla verilen kredidir; bu bakımdan burada krediyi geri ödeme borcu yabancı paraya endeksli, Türk parasıyla ödenecek bir borçtur[26].

3. Kredinin Bir Kredi Kuruluşu Tarafından Verilmesi

Yabancı para ipoteğinin tesisini, yeni Medeni Kanunumuz, kredinin, yurt içinde veya yurt dışında faaliyette bulunan bir kredi kuruluşunca verilmiş olması şartına bağlamıştır. Başlıca yurtiçi kredi kuruluşları arasında, (Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün 9.7.2002 tarihli yazısında da belirtildiği üzere) özellikle, bankalar, özel finans kurumları  (tüketici finansman şirketleri), leasing (finansal kiralama) ve faktoring şirketleri yer alacaktır[27].

4. Rehin Yükünün Yabancı Para Birimi İle Belirlenmesi

Yabancı para üzerinden taşınmaz rehninin kurulmasına döviz kredileri ve dövize endeksli krediler için imkân tanınmakla beraber, taraflar bu tür rehin için yabancı para birimini seçmekte serbest değillerdir. Medenî Kanunun 851. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesine göre, yabancı para üzerinden veya yabancı para ölçüsüyle verilen krediler için taşınmaz rehni, ancak, Bakanlar Kurulunca belirlenecek yabancı para birimi üzerinden kurulabilir[28]. Bakanlar Kurulunun, Taşınmazlar Üzerine Rehin Hakkı Kurulabilecek Yabancı Paralar Hakkında 2002/3831 Sayılı Kararında[29], Medenî Kanunun 851. maddesi uyarınca yabancı para üzerinden rehin hakkının Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasınca alım satım konusu yapılan döviz cinsleri üzerinden kurulabileceği ifade edilmiştir.

Bir derecede, derecenin miktarını aşmamak üzere birden fazla rehin kurulması mümkündür. Ancak, 851. maddenin 2. fıkrasının 3. cümlesinde, aynı derecede birden fazla para türü kullanılarak rehin kurulması yasaklandığından, aynı derecedeki rehinlerin tümünün aynı para birimi üzerinden kurulmuş olması aranacaktır.

III. Yabancı Para Üzerinden Taşınmaz Rehni Kurabilmek İçin Aranan Şartlara Uymamanın Sonuçları

Medenî Kanunun 851. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesine göre: "Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir." Bu hükmün hukukî niteliği tartışmalıdır. Öğretide bazı yazarlar, bu hükmün tapu memuruna hitap eden bir düzen hükmü olduğunu, güvence altına alınan alacağın miktarının Türk parası ile gösterilmesinin taşınmaz rehnini geçersiz kılmayacağını savunurlar. Ancak, egemen görüşe göre, bu hüküm emredicidir; alacağın miktarının Türk parası ile gösterilmesi rehin hakkının doğuşunun maddî bir şartı sayılır ve buna uyulmaması durumunda yapılan tescil geçersiz olur[30].

Şu halde, gerekli şartlar gerçekleşmemiş olmasına rağmen, yabancı para üzerinden bir taşınmaz rehni kurulmuşsa, bu rehnin, aslında Medenî Kanunun 851. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca Türk parası üzerinden kurulması gerektiğinden, geçersizliği söz konusu olacak, dolayısıyla, alacaklının alacağını güvence altına alan bir rehin hakkı bulunmayacaktır[31].

IV. Yabancı Para Üzerinden Taşınmaz Rehninin Kurulmasına İlişkin Esaslar

1.      Yabancı Para Üzerinden Taşınmaz Rehninin Yalnız İpotek Biçiminde Kurulabilmesi

Taşınmaz rehni bir üst kavram olup, ipotek, ipotekli borç senedi ve irat senedi tiplerini içermektedir. Medenî Kanunun 851. maddesinin 2. fıkrasında, taşınmaz rehni deyimi kullanıldığına göre, yabancı para üzerinden ipotek gibi, ipotekli borç senedi ve irat senedi de kurulabileceği düşünülebilir. Oysa, yabancı para üzerinden kurulacak taşınmaz rehni sadece belli özellikteki bir alacağa güvence sağlama amacına yönelik olduğundan, burada başvurulabilecek taşınmaz rehninin, taşınmaz rehni tipleri içinde sadece güvence işlevi gören "ipotek" tipi olabileceği sonucuna varılmaktadır[32][33].

2.      Yabancı Para Üzerinden Taşınmaz Rehninin Yalnız Üst Sınır ipoteği Biçiminde Kurulabilmesi

Anapara ipoteği ile üst sınır ipoteği ayırımının önemi, bunların sağladığı güvencenin kapsamının farklı olmasından ileri gelmektedir. Anapara ipoteğinde rehnin sağladığı güvence, Medenî Kanunun 875. maddesinde belirtilen yan alacakları da kapsar. Oysa, üst sınır ipoteğinde, söz konusu yan alacaklar ancak tapu kütüğünde rehin yükü olarak gösterilen miktarın içinde kaldığı sürece güvenceden yararlanır[34].

Yabancı para ölçüsüyle verilen, yani yabancı paraya endeksli krediler için yabancı para üzerinden kurulan taşınmaz rehninde, güvence altına alman alacağın miktarı değişken olduğundan, bunun kesin miktarı rehin kurulurken belli değildir. Dolayısıyla, böyle bir alacak için ancak üst sınır ipoteği kurulabileceği açıktır[35].

Yabancı para üzerinden verilen kredileri güvence altına almak için yabancı para üzerinden kurulan taşınmaz rehnine gelince, burada rehin kurulurken güvence altına alınan alacağın miktarı belli olsa ve yabancı para üzerinden belirtilen rehin yükünün miktarı, bu alacağın gerçek miktarını gösterse dahi, bu, miktarı belli bir alacak sayılamaz. Çünkü, alacaklı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine başvurduğu takdirde, İc.İf. K. m. 148'in yollama yaptığı îc.İf. K. m.58/f. 2, b.3 hükmü gereğince, alacak miktarını Türk parası ile göstermek zorundadır. Dolayısıyla, alacak, takip talebinde bulunulan günde geçerli olan resmî kur üzerinden Türk parasına çevrileceğinden, yabancı para üzerinden verilen bir kredi için yabancı para üzerinden kurulan taşınmaz rehninde de, rehin kurulurken miktarı belli olmayan bir alacağın güvence altına alınması söz konusu olmaktadır. Bu nedenle, yabancı para üzerinden verilen kredilerin yabancı para üzerinden güvence altına alınması için de ancak üst sınır ipoteği kurulabilecektir[36].

Reisoğlu’na göre ise, Yabancı para üzerinden ipotek hakkı, miktarı yabancı para ile gösterilecek belli bir alacak için (anapara ipoteği) tesis edilebileceği gibi, alacağın miktarının belli olmaması halinde, ipoteğin güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilerek de (üst sınır ipoteği) kurulabilir. Yabancı para üzerinden kurulacak anapara veya üst sınır ipoteklerine de (yabancı para ipoteğine ilişkin MK. md. 851/2-4 hükümleri saklı kalmak üzere) ilke olarak, Türk parasıyla tesis edilecek “anapara ve üst sınır ipoteklerinin” tabi olduğu kurallar uygulanacaktır[37][38].

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yakın tarihli bir kararında yabancı para ipoteğinin anapara ipoteği yahut üst sınır ipoteği şeklinde kurulmasının mümkün olduğunu belirtmiştir[39].

Kanaatimizce, Sirmen tarafından öne sürülen görüşler doğrultusunda yabancı para ipoteği ancak üst sınır ipoteği olarak kurulabilecektir.

3.      İpoteğin, Yabancı Para Üzerinden Boş Bırakılmış veya Boşalmış Bir Derecede Kurulması

Başlangıçta Türk parası üzerinden kurulabildiği gibi (MK 870/f.2), yabancı para üzerinden de boş derece kurulabilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmaktadır. Çünkü, boşalan rehin derecesi ile boş olarak kurulan rehin derecesi arasında, bunlara uygulanacak hükümler açısından bir fark bulunmamaktadır[40].

   Taşınmazın maliki, önceki bir dereceyi (miktarını, TC Merkez Bankası tarafından alım-satımı yapılan bir döviz cinsinden tapu sicilinde belirterek) boş bırakıp, daha sonraki bir derecede yabancı para veya Türk parası üzerinden ipotek tesis edebilir. (Bk. MK. md. 851/2; 870/2). Belli bir yabancı para (örneğin dolar) üzerinden boş bırakılan bir derecede, farklı bir yabancı para (örneğin Euro) veya TL üzerinden ipotek tesis edilebilir (MK. md. 851/3)[41].

Taşınmaz birden çok ipotek hakkıyla kayıtlanmışsa, ve daha sonra, yabancı para üzerinden kurulmuş ipotek haklarından biri terkin edilmişse (serbest dereceden istifade hakkına ilişkin hususlar saklı kalmak kaydıyla), sonraki sırada yer alan ipotekli alacaklı boşalan dereceye geçmez (MK. md. 871/1), taşınmazın maliki, boşalan derecede, o derecenin miktarıyla sınırlı olarak, yabancı para üzerinden veya Türk parasıyla yeni bir ipotek hakkı tesis edebilir (Bk. MK. md. 851/3, 871/2)[42].

Yabancı para üzerinden kurulan ipoteğe ait bir derecenin boşalması halinde, yerine başka türden bir yabancı para veya Türk parası üzerinden ipotek hakkı da tesis edilebilir (MK. md. 851/3). Örneğin, 600 bin dolarlık bir alacak için 2. derecede bir ipotek tesis edilmiş ve daha sonra, borcun ödenmiş olması nedeniyle, bu derece boşalmışsa taşınmazın maliki, bu derecede örneğin 400 bin Euro'luk bir miktar için yeni bir yabancı para ipoteği kurulabilir. Aynı şekilde, boşalan bir döviz ipoteğinin yerine alacak miktarı TL ile gösterilerek de ipotek tesis edilebilir. Tesis edilecek yeni ipotek hakkının miktarı, boşalan derece ile sınırlı olacaktır. Bu sınırın belirlenmesinde, boşalan derecedeki yabancı paranın (örneğin doların), farklı para türündeki yeni ipoteğin tescil edileceği tarihteki yabancı para (örneğin Euro) veya TL karşılığı hesap edilecek, dikkate alınacaktır. MK. md. 851/4'e göre, "Yabancı ve Türk parası karşılıklarının hesabında, hesap günündeki TC Merkez Bankasının döviz alış kuru esas alınacaktır[43].

4.      İpoteğin, Türk Parası Üzerinden Boş Bırakılmış veya Boşalmış Bir Derecede Kurulması

Türk parası ile kurulmuş olan bir ipoteğe ait derecenin boşalması halinde de, yerine tescil edileceği tarihteki karşılığı yabancı para üzerinden ipotek kurulabilir. (MK.m.851/f.3.c.2). Bu takdirde, yine ipoteğin tescili tarihinde geçerli olan T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru esas alınarak ipoteğin kurulacağı derecenin değeri olarak gösterilen Türk parasının miktarı söz konusu yabancı paraya çevrilmek suretiyle bulunacak miktar, o derecenin yabancı para ile ifade edilecek olan rehin yükünü belirleyecektir (MK. m. 851/f.4.c.l)[44].

Türk parası ile kurulmuş rehinden sonra başka rehinlerin -veya diğer kısıtlamaların- bulunması halinde, bu düzenleme büyük haksızlık yaratacağı gibi, derece sisteminin güvencesine de aykırılık oluşturacaktır. Örneğin birinci derecede 100 milyar Türk Lirası ipotek bulunan bir taşınmazın ikinci derecedeki ipotek alacaklısı, aldığı ipoteğin bir değer taşıyıp taşımadığını, taşınmazın ekspertiz değerine göre ve 100 milyarı gözönünde tutarak belirleyecektir. Birinci dereceye 100 milyar karşılığı Dolar ipoteği yerleştirilirse; ikinci derecedeki ipotek 1-2 yıl içinde tamamen değersiz hale gelebilecektir[45].

İşte, alt sıradaki rehinli alacaklılar için yaratılan tehlikeyi gidermek amacıyla, T.C. Başbakanlık Tapu Ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 04 Haziran 2002 tarih ve 074/123-1852 sayılı Genelgesinde, "Türk parası ile tesis edilmiş bir ipoteğe ait derecenin boşalması halinde, yabancı para değerinin ipoteğin ilk tesisindeki Türk parası değerini geçemeyeceği hususu resmî senede yazılmak ve taraflarca kabul edilmek suretiyle bunun yerine kredinin tescil edileceği tarihteki Türk Lirası karşılığı yabancı para üzerinden ipotek tesis" edilebileceği öngörülmektedir.

Ancak, bu düzenleme de, yabancı para üzerinden ifade edilen rehin yükü miktarını Kanunda öngörülmeyen bir biçimde sınırlandırmaktadır[46]. Yine Reisoğlu’na göre, Türk parasıyla tesis edilmiş bir ipoteğin yerine “yabancı para ipoteği” kurulurken, tarafların “yabancı para değerinin ipoteğin ilk tesisindeki Türk lirasının değerini geçmeyeceğini” kabul etmesi (özünde haklı da olsa) yabancı para üzerinden ipotek tesis etmenin amacıyla bağdaşmayan, yasanın bu konudaki açık hükmünü ortadan kaldıran bir yaklaşımdır[47].

Sirmen’e göre, sorunun çözümü Medenî Kanunda düzenlenmiş olan sabit dereceler sistemi içinde yer almaktadır. Nitekim, taşınmaz rehninde geçerli olan sabit dereceler sistemi uyarınca, ipoteğin sağladığı güvence tescilde belirtilen rehin derecesinin sırası ve miktarıyla sınırlıdır (MK. m.870/f.l). Derecenin güvence miktarı, bir kez belirlenip tescil edildikten sonra, alt sıradaki rehinli alacaklıların rızası olmadan artırılamaz (MK m.875/f.2). Bu bakımdan, enflasyon nedeniyle kendilerini Türk parasının değer kaybetmesi tehlikesine karşı güvence altına almak için döviz kredisi veya dövize endeksli kredi veren kredi kuruluşları lehine, bu kredilerin geri ödenmesini temin etmek için, daha önce Türk parası ile kurulmuş bir ipoteğe ait derecenin boşalması sonucu aynı derecede yabancı para üzerinden rehin kurulmak isteniyorsa, bu takdirde derecenin kapsamı genişlemiş olacağından, alt sıradaki alacaklıların rızalarının alınması gerekir. Eğer, alt sıradaki rehinli alacaklılar buna rıza göstermezlerse, yabancı para üzerinden veya yabancı para ölçüsüyle yani döviz kredisi veya dövize endeksli kredi veren bir kredi kuruluşu, ancak, boşalan derecenin Türk parası ile belirlenmiş miktarı kadar, yine Türk parası üzerinden kurulacak olan bir taşınmaz rehinden yararlanabilmelidir[48].

V. Yabancı Para İpoteğinde Serbest Dereceden İstifade Hakkı

1.      Yabancı Para Üzerinden Kurulmuş Bir Derece Boşalmışsa

İpotek akit tablosunda boş dereceden istifade hakkı tanınmışsa, yabancı para derecesi tamamen boşalırsa arkadan yabancı para ipoteği -boş dereceye geçiş tarihindeki çapraz kur gözönünde tutularak- veya Türk parası ipotek- boş dereceye geçiş tarihindeki yabancı paranın T.C. Merkez Bankası döviz alım kuru karşılığı esas alınarak- boş dereceye geçebilir. Bir derecede sadece bir para cinsi kurulabildiğinden, örneğin öncelik Türk parası ipotekte ise, serbest dereceye geçen Türk parası ipotek, derecenin tamamını doldurmasa dahi -örneğin derece 110 milyar TL, serbest dereceden yararlanan 40 milyar TL.dir- arkadan gelen yabancı para ipoteği boş dereceye geçemeyecek, derecenin tamamı Türk parası ipoteğe dönüşecektir. Öncelik yabancı para ipoteğinde ise, aynı değerlendirme Türk Lirası için yapılacaktır[49].

2.      Türk Lirası Üzerinden Kurulmuş Bir Derece Boşalmışsa

Türk Lirası üzerinden kurulmuş bir ipotek derecesinin boşalması halinde, serbest dereceden is-tifade hakkına sahip TL ve/veya yabancı para üzerinden tesis edilmiş ipotek hakları, boşalan dereceye yukarda belirttiğimiz esaslar çerçevesinde geçecektir. TL üzerinden tesis edilmiş boşalan dereceye bir yabancı para ipoteği geçecekse, bu geçiş, TL’nin geçiş tarihindeki yabancı para karşılığı dikkate alınarak yapılacaktır. (MK. md. 851/3)[50].

VI. Özel Düzenleme

            Ticari İşletme Kanununun 20. maddesinde “Ticari İşletme rehni hakkında bu Kanunda özel hüküm bulunmayan hallerde gayrimenkul rehni hükümlerinden bu Kanuna aykırı olmayanlar uygulanır” denilmiştir.

Ancak aynı Kanunun 6. maddesinde; “rehnin tescilinde alacağın Türk Lirası olarak belirlenmesi zorunluluğu” öngörüldüğünden, ticari işletme rehni yabancı para üzerinden kurulamayacaktır[51].

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Hukukî niteliği itibariyle sınırlı bir ayni hak olan taşınmaz rehninin teminat fonksiyonunu üzerinde taşıyan ipotek, alacağın teminat altına alınması amacıyla sıklıkla başvurulan bir kişisel güvence yöntemidir.

Enflasyon baskısı karşısında değer kaybeden Türk Lirasının düzenlemeler tarihindeki mevcut durumu, ipoteğin, belirli hallerde istisnai olarak yabancı para üzerinden de tesis edilebilmesini mümkün hale getiren düzenlemelerin yapılmasının temel nedenini oluşturmuştur.

Hukuk sistemimize önceki Medeni Kanun döneminde giren yabancı para ipoteğinin uygulama alanı 4726 sayılı Türk Medeni Kanunu ile genişletilmiş, yabancı para ölçüsü ile (dövize endeksli) verilen Türk Lirası krediler için de yabancı para ipoteği alınması imkanı getirilmiştir.

Özellikle bankacılık hukuku uygulamasında önemli bir yer kaplayan yabancı para ipoteğinde, yabancı para üzerinden ipotek tesis edilebilmesi için üç temel şartın varlığına ihtiyaç vardır: 1) Bir "kredi" verilmelidir. 2) Kredi yabancı para üzerinden veya yabancı para ölçüsüyle verilmiş olmalıdır. 3) Kredi yurt içinde veya dışında faaliyette bulunan bir kredi kuruluşunca verilmelidir.

Yabancı para ipoteğinin ipotek türlerinden anapara ipoteği olarak kurulup kurulamayacağı tartışmalı olmakla birlikte, her halükarda üst sınır ipoteği olarak kurulması hususunda bir tartışma bulunmamaktadır.

Yabancı para ipoteği kurumu, Medeni Kanunu’muzun rehin hukuku sistemini zedeleyen sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle üstte yer alan derecenin boşaldığı hallerde, boşalan derecede yabancı para ipoteğinin kurulabilmesi sabit dereceler sisteminin önemli bir istisnasını oluşturmaktadır. Aynı şekilde yabancı para ipoteği kurulması halinde, derecenin teminat alacağı miktarı, kur dalgalanmaları nedeniyle tam olarak belirlemek mümkün olmayacaktır. Bu nedenle “belirlilik ilkesi”nin tapu kütüğünde gösterilen alacak miktarının belirli olması yönü yabancı para ipotekleri bakımından görünüşte kalmaktadır[52].

Aynı yönde Sirmen’e göre, Yeni Medenî Kanunun 851. maddesinin 2. fıkrasında, yabancı para üzerinden taşınmaz rehni kurulabilmesi imkânı istisnaî bir yol olarak öngörülmekle beraber, yabancı para üzerinden kurulabilen taşınmaz rehninin uygulama alanı eski Medenî Kanundaki düzenlemeye göre daha da genişletilmiş, taşınmaz rehni sistemimizde daha da büyük bir yara açılmıştır. Bu bakımdan, yabancı para üzerinden taşınmaz rehni kurulması imkânının tanınmasının yerindeliği konusunda ileri sürülen gerekçelerin hiçbirinin bu düzenlemeleri haklı göstermek ve bu düzenlemelerin sakıncalarından daha üstün tutulmak için yeterli olmadığı görüşü savunulmaktadır[53].

Bununla birlikte belirtmek gerekir ki, her ne kadar rehin hukuku sistemi bakımından zedeleyici etkileri olsa da, günlük hayatın her alanında kullanılan yabancı paranın taşınmazların teminat hukukundan dışlanması mümkün değildir.

 

KAYNAKÇA

 

  • Ahmet Nar, Yabancı Para İpoteği, Seçkin Yayınları, Ankara 2009
  • Cevdet Yavuz/ Faruk Acar/ Burak Özen, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), İstanbul, 2012
  • Cevdet Yavuz, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 7. Baskı, İstanbul 2007
  • Fahrettin Aral/Hasan Ayrancı, Borçlar Hukuku-Özel Borç İlişkileri, Ankara 2012
  • Fikret Eren, Borçlar Hukuku-Özel Hükümler, Ankara, 2015,
  • Kemal Oğuzman/ Özer Seliçi/ Saibe Oktay Özdemir, Eşya Hukuku, 10. Baskı, İstanbul 2004
  • Mehmet Ayan, Medeni Hukuka Giriş, 3. Baskı, Konya 2006
  • Mehmet Ayan, Eşya Hukuku –III- Sınırlı Ayni Haklar, Seçkin yayıncılık, Ankara 2017
  • Lale Sirmen, Alacak Rehni, Ankara 1990, s. 5
  • Lale Sirmen, “Yeni Türk Medeni Kanununda Yabancı Para Üzerinden Taşınmaz Rehni Kurulmasına İlişkin Düzenlemeler”, AÜHFD, Yıl: 2003, Cilt: 52, Sayı: 1, Ankara
  • Safa Reisoğlu, Yeni Medeni Kanun Hükümlerine Göre Yabancı Para İpoteği, Bankacılar Dergisi, Sayı 45, 2003
  • Seza Reisoğlu, Türk Kefalet Hukuku, Ankara 2013,
  • Seza Reisoğlu, Yabancı Para İpoteği, Bankacılar Dergisi, Sayı 44, 2003

[1] Türk Medeni Kanunu 851/2 maddesi: “Yurt içinde veya dışında faaliyette bulunan kredi kuruluşlarınca yabancı para üzerinden veya yabancı para ölçüsü ile verilen kredileri güvence altına almak için yabancı para üzerinden taşınmaz rehni kurulabilir. Bu hâlde her derecenin ifade ettiği miktar, rehin konusu alacağın tespit edildiği para türü üzerinden gösterilir. Ancak, aynı derecede birden fazla para türü kullanılarak rehin kurulamaz.”

[2] Kemal Oğuzman/ Özer SELİÇİ/Saibe Oktay Özdemir, Eşya Hukuku, 10. Baskı, İstanbul 2004

[3] Oğuzman/Seliçi/Özdemir, a.g.e., s.710

[4] Cevdet Yavuz, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 7. Baskı, İstanbul 2007

[5] Mehmet Ayan, Medeni Hukuka Giriş, 3. Baskı, Konya 2006

[6] Lale Sirmen, Alacak Rehni, Ankara 1990, s. 5

[7] Sirmen, a.g.e., s.6

[8] Oğuzman/Seliçi/Özdemir, a.g.e., s.680

[9] Oğuzman/Seliçi/Özdemir, a.g.e., s.727

[10] Oğuzman/Seliçi/Özdemir, a.g.e., s.728

[11] Mehmet Ayan, Sınırlı Ayni Haklar, s. 133

[12] Oğuzman/Seliçi/Özdemir, a.g.e., s.731

[13] Türk Medeni Kanunu 851/1: “Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması hâlinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir.”

[14] Seza Reisoğlu, Yabancı Para İpoteği, Bankacılar Dergisi, Sayı 44, 2003

[15] Seza Reisoğlu, a.g.e., s. 1

[16] Oğuzman/Seliçi/Özdemir, a.g.e., s.684; Ayan, Sınırlı Ayni Haklar, s. 136

[17] Oğuzman/Seliçi/Özdemir, a.g.e., s.684; Ayan, Sınırlı Ayni Haklar, s. 136

[18] Safa Reisoğlu, Yeni Medeni Kanun Hükümlerine Göre Yabancı Para İpoteği, Bankacılar Dergisi, Sayı 45, 2003

[19] Safa Reisoğlu, a.g.e., s. 69

[20] Seza Reisoğlu, a.g.e., s. 3

[21] Safa Reisoğlu, a.g.e., s. 70-71

[22] Lale Sirmen, “Yeni Türk Medeni Kanununda Yabancı Para Üzerinden Taşınmaz Rehni Kurulmasına İlişkin Düzenlemeler”, AÜHFD, Yıl: 2003, Cilt: 52, Sayı: 1, s. 1 vd.

[23] Safa Reisoğlu, a.g.e., s. 72

[24] Safa Reisoğlu, a.g.e., s. 72

[25] Sirmen, a.g.e., s. 3

[26] Sirmen, a.g.e., s. 4

[27] Safa Reisoğlu, a.g.e., s. 73

[28] Sirmen, a.g.e., s. 6

[29] 23 Mart 2002 tarih ve 24704 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır.

[30] Bu konudaki görüşler için bkz. Oğuzman/Seliçi, s. 663-664; Nakleden: Sirmen, a.g.e., s. 8

[31] Kuntalp, Yabancı Para Üzerinden Taşınmaz Rehni, s. 306.; Nakleden: Sirmen, a.g.e., s. 8

[32] Sirmen, a.g.e., s. 8

[33] Kuntalp, Yabancı Para Üzerinden Taşınmaz Rehni, s. 307

[34] Sirmen, a.g.e., s. 9

[35] Sirmen, a.g.e., s. 10

[36] Sirmen, a.g.e., s. 10

[37] Safa Reisoğlu, a.g.e., s. 79

[38] Benzer yönde, Seza Reisoğlu, a.g.e., s. 5-6

[39]“Diğer taraftan Yabancı para üzerinden rehin tesis edilmesine ilişkin şartlar TMK'nın 851. maddesinin 2 ve devamı fıkralarından düzenlenmiştir. "..Yurt içinde veya dışında faaliyette bulunan kredi kuruluşlarınca yabancı para üzerinden veya yabancı para ölçüsü ile verilen kredileri güvence altına almak için yabancı para üzerinden taşınmaz rehni kurulabilir..." hükmüne göre hem yurt içi hem de yurt dışı kredi kuruluşlarınca verilen belli bir vadeye tabi olmayan yabancı para kredileri ile dövize endeksli krediler yabancı para ipoteği ile garanti altına alınabilirler. Yabancı para ipoteği anapara veya üst sınır ipoteği olarak kurulabilir.” Yargıtay HGK, 2017/12-356 E., 2019/711 K. sayılı ilamı (Kazancı İçtihat Erişim Bankası, Erişim Tarihi: 20.12.2020)

[40] Sirmen, a.g.e. s. 11

[41] Safa Reisoğlu, a.g.e., s. 75

[42] Safa Reisoğlu, a.g.e., s. 76

[43] Safa Reisoğlu, a.g.e., s. 76

[44] Sirmen, a.g.e., s. 11

[45] Seza Reisoğlu, a.g.e., s. 13

[46] Sirmen, a.g.e., s. 12

[47] Safa Reisoğlu, a.g.e., s. 78; Benzer yönde: ”Bu kaydın hakkaniyete uygun, ancak MK 851/3’e aykırı olduğu söylenebilir.” Seza Reisoğlu, a.g.e., s. 14

[48] Sirmen, a.g.e., s. 12

[49] Seza Reisoğlu, a.g.e., s. 14

[50] Safa Reisoğlu, a.g.e., s. 80

[51] Seza Reisoğlu, a.g.e., s. 15

[52] Ahmet Nar, Yabancı Para İpoteği, Seçkin Yayınları, Ankara 2009

[53] Sirmen, a.g.e., s. 12

Ara
Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Çerezleri nasıl kullandığımız, sildiğimiz ve engellediğimiz ile ilgili detaylı bilgi için lütfen Çerezler (Cookies) sayfasını okuyunuz.Kabul Et ve Kapat